Kendiyle Barışık; Üretken ve Girişken Gençler İçin Sosyal

Bağış YapGönüllü OlSponsor OlYorum YazLütfen Anketimizi Doldurur musunuz?
Bağış için Kalan Süre: 0 gün
Tamamlanan Bütçe: %0
Toplam Bütçe: 0
  • Paylaş :
Üreten Gençlik Derneği
Kendiyle Barışık; Üretken ve Girişken Gençler İçin Sosyal
Keçiören|Sincan

Gençlerin evrensel ve insanî değerlere sahip, milli ve manevi değerlerine bağlı, çevreye saygılı, bilgi ve özgüven sahibi, etkin, girişimci, toplumsal aidiyet duygusu yüksek, toplumsal hayata aktif katılan, temel hak ve hürriyetlerini etkin bir biçimde kullanan ve uluslararası alanda akranlarıyla rekabet edebilecek seviyede bireyler olarak kendi potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirebilecekleri imkân ve zemini oluşturmak, amaçlanmaktadır. Gençlerin toplum hayatına aktif katılımını sağlayarak daha bilinçli ve üretken bir genç toplumun oluşumuna katkı sağlamak. Ankara’da 14-24 yaş aralığında bulunan gençlerin, liderlik, üretkenlik, gönüllülük, girişimcilik meziyetlerinin ve sosyal hayata aktif katılımlarını sağlayacak eğitim olanakları ile kapasitelerinin arttırılması ve kendiyle barışık gençlik modeli projenin özel hedefidir. Ankara’da yaşayan 14-24 yaş aralığında bulunan gençlerin kendiyle ve toplumla barışık; üretkenlik, liderlik, girişimcilik ve gönüllülük gibi özelliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamak ve projeden faydalanan gençlerin gelecekte daha verimli ve üretken kılmak üzere “Kendiyle Barışık; Üretken ve Girişken Gençler için Sosyal Ritim Projesi” tasarlanmıştır. Proje ile gençler ayrıca 20 kişilik gruplar halinde proje geliştirme eğitimleri alacak, kişisel gelişimlerini destekleyecek seminerlere dahil olacak, geleceklerine yön verebilmeleri ve iyi rol model alabilmeleri için kariyer buluşmaları sağlanacak ve sosyal – kültürel gelişimlerini sağlamak üzere çeşitli sosyal ve kültürel, sportif aktiviteler yapılacaktır. Genel hatları ile belirtilen bu faaliyetler sonunda gençlerin kişisel gelişimlerine katkılar sağlanacak, gelecek planlamalarında kendilerine dayanak olabilecek kişiler ile bir araya gelecek, kendilerinin üretip uygulayacakları projeler ile sosyal hayata katılımları arttırılacak ve bir bütün olarak baktığımızda genç bireylerin kendileriyle barışık ve toplumla barışık olarak; girişimcilik vizyonları, toplum yaşantısına katkıları ve katılımları arttırılmış olunacak. Proje ile 14-24 yaş aralığında olan gençlere proje yazım eğitimleri verilecek, (Proje Döngüsü Yönetimi Eğitimi),eğitimler sonunda kendilerinden belli konu başlıklarında proje üretmeleri istenecek ve projelerini uygulamaları için gerekli ortam sağlanarak gençlerin proje yönetim ve uygulama kabiliyetleri arttırılacak. Düzenlenecek kariyer buluşmaları ile gençlerin İyi Rol Model olguları arttırılacak ve sosyal hayata daha fazla katılımları sağlanacak. Genç bireylerin kendilerini toplum karşısında ifade edebilmeleri için;

Yeryüzündeki ulusların en değerli varlıkları, nitelikli insan birikimleridir. Toplumların uzun yıllara dayanan gelişimi incelendiğinde, onlara yön verenlerin, hayatı kolaylaştıran ya da hayata renk katan insanların, liderlik, üretkenlik, girişimcilik ve verimlilik gibi özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Bahsedilen bu özellikler çocukluk yıllarında başlayan eğitimler ile pekişmekte ve gençlik yıllarında gerek ailelerin gerekse eğitimcilerin yönlendirmeleri ile şekillenmektedir.  Ancak verilen eğitimlerin teorik bilgiler dışına çıkmaması, hayatlarının en verimli çağında olan gençlerin bilgi ve becerilerini köreltmektedir. Bu durumda atılması gereken adımların başında, gençlerin kendi hayatlarını ve toplumsal konuları kapsayan düşüncelerini ve yenilikçi fikirlerini ifade edebilmelerine ve bu düşüncelerini uygulamalarına fırsatlar oluşturmaktır. Bu yaklaşım sonucunda gençlerin “hayata kendi pencerelerinden bakarak” oluşturdukları yenilikçi fikirler, hem kendi hayatlarına hem de ortak yaşama önemli katkılar sağlayacaktır. “Kendisiyle barışıkÜretken ve Girişken Gençler Projesi” adını verdiğimiz proje, gençlerin liderlik, üretkenlik, girişimcilik ve verimlilik gibi meziyetlerini geliştirme ve bu özelliklerini uygulamalar ile pekiştirme fırsatı veren, gençlerin model alma ve sosyal hayata daha etkin katılımını sağlayan bir yapıya sahiptir. Proje, gençlerin fikir üretmelerine ve bu fikirlerini uygulamalarına olanak sağlayan eğitimlerin ve atölye çalışmalarının olduğu, sosyal hayata katılımlarının sağlanması için çeşitli kültürel ve spor etkinliklerin yapıldığı ve kişisel gelişim süreçlerine katkı sağlayacak eğitim seminerlerinin olduğu bir döngüden oluşmaktadır.

Gençler, her ulusun en değerli varlığıdır. Gençliğin taşıdığı değer; toplumla gelecek arasında bir bağ kurulmasını ve ulusların tarihi varlığını geleceğe taşımasını sağlayacak en önemli araç olmasından kaynaklanmaktadır. Bugün gençlerimiz çok ve çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Gençlerin sorunlarını sadece gençlerin sorunu olarak ele almak yanlıştır. Zira gençler toplumun en büyük kesimini meydana getirmektedirler. Bu nedenledir ki, kavramsal bir tanımlama yaparken “gençliğin sorunları” yerine “gençlik sorunları” demek daha doğrudur. Çünkü bu sorunlar, toplumumuzun tamamının sorunudur. Gençlik sorunlarının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu sorunların bir kısmı, gençlerin kendisinden; yani yaşları gereği hayatı algılama biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Ancak çok büyük bir kısmı ise; eğitim sistemi, bölgeler arası gelişmişlik farkları, cinsiyet, gelenekler (töreler),dini algılamalar, aile içi iletişim bozuklukları, demografik yapı ve istihdam politikaları gibi çok ciddi gerekçelere dayanmaktadır. Ülkemizde bütüncül bir gençlik politikasının olmaması çok genel bir eleştiri konusudur. Ancak ifade edilmelidir ki, bütüncül olmak bir yana; parçalı da olsa etkili bir gençlik politikasından söz etmek zordur. Politikaların temelini sorunlar oluşturmaktadır. Yani eğer sorun varsa ve sorunlar tespit edilerek sınıflandırılmışsa; o zaman bunun üzerine bir politika bina edilebilir. Ancak bütüncül gençlik politikalarına temel teşkil edecek, ayrıntılı ve bilimsel sorun tespiti ve analizinin varlığından söz etmek zordur.

Bugün dünyada Sivil Toplum Kuruluşlarını esas alan ve toplumsal kesimleri güçlendirerek kendi sorunlarına sahip çıkmalarını öngören bir eğilim yaşanmaktadır. Bu nedenledir ki, Ülkemizin Avrupa Birliği ile müzakerelere hazırlandığı şu günlerde; gençlik sorunlarının tespit edilmesi ve bu tespitler üzerine gençlik politikalarının oturtulması bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir. Çünkü kamu kesimi, bu konuda bir takım çalışmalar yapmak ve katılımcı bir şekilde politika oluşturmak gibi bir yapılanmadan uzaktır. Ancak üzülerek ifade etmek gerekir ki; gençlik alanında çalışan Sivil Toplum Kuruluşlarının büyük bir çoğunluğu da; gençlik sorunları ve çözüm önerileri konusunda klişe ve sloganik yaklaşımlardan çok da öteye gidememektedir. Gençlikle ilgili olarak uluslararası alanda önemli ilkeler ve sözleşmelerin benimsendiği görülmektedir. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin hazırladığı çeşitli uluslararası sözleşmeler aracılığıyla; ulusal hükümetler gençlik sorunlarına çözüm bulmaya ve bu konudaki duyarlılığın aktif hale getirilmesine çalışılmaktadır. Çünkü başta Avrupa ülkeleri olmak üzere; gelişmiş ülkelerin birçoğunun genç nüfus sorunu bulunmakta ve bu ülkeler, mevcut genç nüfuslarını da sosyal ve demokratik hayata katılma konusunda motive etmekte zorlanmaktadırlar. Çalışma, ülkemizdeki gençlik sorunlarını olabildiğince veriye dayanarak ve genel anlamda tespit etmek amacına yönelmiştir. Tespit edilen sorunların, nasıl çözülebileceğine yönelik politika önerileri çalışmada yer almamaktadır. Çünkü bu politikalar ancak, devlet, gençlik temsilcileri ve bilim insanlarının, eşit paydaşlar olarak ortaya koyacakları önerilerle oluşturulabilir. Bu nedenle çalışmada sadece, gençlik sorunlarının çözümüne yönelik olarak; politika oluşturma yöntemlerine ilişkin bir takım önerilerle yetinilmiştir.

GENÇLİK SORUNLARI

  1. EĞİTİM

Eğitim hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış haklar arasındadır. Anayasamızda da “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilerek bu hak güvence altına alınmıştır. Ancak, Türkiye’de gençlerin eğitim haklarını kullanmaları önünde ekonomik, sosyal ve geleneksel birçok engel bulunmaktadır.

  1. İSTİHDAM

Bugün Ülkemizin istihdam ile ilgili en önemli sorunları, işsizlik, sosyal güvenceden yoksun olma ve mesleksizliktir. İşsizlik ekonomik sonuçlarının yanı sıra aynı zamanda toplumsal bir sorundur. İşsizlik gelir yoksunluğu nedeniyle bir yönüyle fakirliğe yol açarken diğer yönüyle bireyler üzerindeki psiko-sosyal etkileriyle sosyal dışlanmaya da neden olur. Fakirlik, kötü koşullarda yaşama, ümitsizlik ve gelecek korkusunun yol açtığı çeşitli ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar, kendine ya da diğerlerine karşı saldırganlık (intihar, gasp, yaralama, adam öldürme vb) aile geçimsizliği, boşanma ve aile içi şiddet, alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı ile işsizlik arasında güçlü bir nedensellik ilişkisi söz konusudur. Bu nedenle, Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesinde, istihdamın, fakirlik ve sosyal dışlanma ile mücadelenin temelini oluşturduğu kabul edilmiştir. İstihdam sadece üretim ve gelir yaratmaz, aynı zamanda sosyal bütünleşmenin en önemli aracıdır

  1. ZARARLI ALIŞKANLIKLAR

Sigara, uyuşturucu, kumar, fuhuş, hırsızlık gibi bir kısmı adli suç kapsamına giren kötü ve zararlı alışkanlıklar da hayati derecede öneme sahip gençlik sorunları arasındadır. Türkiye’de yetişkin nüfusun yaklaşık yarısı sigara içmektedir. Ülkemizde sigaraya başlama yaşının da 13’e indiği belirtilmektedir. BM (Birleşmiş Milletler) Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin Türkiye’de yaptığı araştırmada; uyuşturucuya başlama yaşının düştüğü ve kullanım oranının arttığı belirlenmiştir. Örneğin İstanbul’da 15 ilçedeki 43 lisede 104 sınıfta 3 bin 168 öğrenciyi kapsayan “Madde Kullanım Yaygınlığı Araştırması”na göre; esrar kullanımının % 75, eroin kullanımının % 100, sentetik hap kullanımının ise % 287 arttığı tespit edilmiştir. Gençlerin, İzmir’de yüzde 6,1’i, İstanbul’da 5,1’i Diyarbakır’da 5,1’i, Adana’da 3,3’ü, Ankara’da ise 2,9’u uyuşturucu kullandığı tespit edilmiştir. Sokakta yaşayan çocuklar ve gençler de, çok hazin bir Türkiye gerçeğidir. Bu sorunda sadece bir gençlik sorunu değil, geniş bir şekilde sosyal, psikolojik, güvenlik ve adalet boyutlarını da içine alan bir ülke sorunu haline gelmiştir. Bu gençlerin birçoğu, madde bağımlısı olup; suç işleyerek yaşamını sürdürmekte ve cinsel sömürüye maruz bırakılmaktadır. Bu durumdaki gençlerin sayısı da özellikle son yıllarda azımsanmayacak boyutlara ulaşmıştır.

  1. AİLEVİ SORUNLAR

Aile toplumun temelini oluşturmaktadır. Tüm milletler aile kurumunu korumak ve güçlendirmek amacıyla çeşitli tedbirler almaktadırlar. Yapılan araştırmalarda, gençlerin en önemli sorunlarının, ailelerinin tutum ve davranışlarından kaynaklanan “iletişim bozukluğu” olduğu görülmektedir .25 Genellikle, eğlence, dinlenme, arkadaş ilişkileri, saygı, şefkat, kıyafet seçimi, meslek seçimi vb. konularda aileleriyle anlaşmazlığa düşen gençler ailelerinin kendilerini anlamadığından yakınmaktadırlar. Ebeveynler arasındaki geçimsizlik ve aile içi şiddet de gençleri olumsuz etkileyen ailevi sorunlar arasındadır. Ayrıca, ebeveynlerin boşanması ve ayrı yaşamaları gençlerin psikososyal gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. 26 Aile içindeki iletişim bozukluğu hatta çoğu zaman iletişimdeki kopma, gençler için diğer birçok sorunu da tetiklemektedir. Gençlerin zararları alışkanlıklar kazanması, toplumsal ilişkilerindeki problemler, şiddet davranışları ve intihar gibi sorunların temelinde büyük ölçüde ailevi sorunlar yatmaktadır . 27 Gençler kişiliklerini, şekillendiren bir takım değerleri ailelerinden almaktadırlar. Bunun bir sonucu olarak da; aile kurumunu temelde bir güvence olarak görmekte; ancak, ciddi sorunlarını aileleriyle konuşmaktan ve birlikte çözüm aramaktan kaçınmaktadırlar. 28 Ailevi sorunların en olumsuz sonucu, gençlerin intihar etmesidir. Yapılan araştırmalarda intihar edenlerin yaklaşık % 33’ü 15 – 24 yaş aralığındaki gençlerden oluşmakta ve ailevi sorunlar yaklaşık % 25 ile en önemli intihar nedenleri arasında yer almaktadır.

  1. TÖRE CİNAYETLERİ

Daha çok kadınların karşı karşıya bulunduğu bir sorun olarak gündemde tutulan töre cinayetleri, olayların kahramanları bakımından bir gençlik sorunudur. Töre cinayetleri, yanlış geleneklerden ve hatalı dini algılamalardan kaynaklanmaktadır. Bu boyutuyla da, töre cinayetleri ülkemiz açısından kanayan bir toplumsal yaradır. Yapılan araştırmalara göre; töre cinayetine kurban gidenler 12–20 yaş arasında, ailenin karşı çıktığı bir ilişkiye giren genç kızlar ile aile zoruyla veya akrabadan kişilerle imam nikâhıyla evlendirilmiş kadınlardan; ”Ölüm kararını” yerine getirenler ise 18 veya 15 yaşın altındaki erkek çocuklardan oluşmaktadır. Yani genç kızlar töre cinayetine maruz kalarak yaşamlarını yitirmekte; genç erkekler ise töre cinayeti işleyerek katil olmaktadırlar.

  1. ÖZÜRLÜ GENÇLİK

Doğum, kazalar ve hastalıkların neden olduğu beden, ruh ve zihinleri ile ilgili özre sahip gençlerin problemleri, özel önem taşımaktadır. Halen gençliğimizin %8 ‘inde çeşitli özürlerin bulunduğu kabul edilmektedir. 12–24 yaş grubunu oluşturan özürlü gençlerin ancak % 2’si özel eğitim hizmetlerinden faydalanmaktadır. Bununla birlikte özürlüler iş yaşamında ve sosyal yaşamda yeteri kadar yer alamamaktadırlar.

  1. ERKEN EVLİLİK ve GENÇ ANNELİK

Ülkelerin olumsuz şartlarından kız çocukları ve kadınlar daha fazla etkilenmektedirler. Eğitim imkânlarından yeterince yararlanamama, erken evlilikler, doğumlar ve beraberinde getirdiği sağlıksız yaşam, ülkemizde özellikle bazı yörelerimizde kız çocuklarının ve kadınların yaşadığı önemli sorunlardır. 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 12–14 yaş grubunda bulunan kız çocuklarının binde 4’ü evli ve bunların da %19’u doğum yapmıştır. 15–19 yaş grubunda bulunan 3,5 milyon kız çocuğunun ise yaklaşık 500 bini evli olup (%13),bunların %50’si çocuk sahibidir. Eğitim düzeyinin artışı kız çocuklarının ilk evlenme yaşını geciktirdiği gibi doğurganlığından, sahip olmak istenilen çocuk sayısına, çalışma hayatına katılmasından, elde ettiği gelirin yükselmesine ve kazancını nasıl harcayacağına karar vermesine kadar bir sürü göstergeyi olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca kız çocuğunun eğitim seviyesinin yükselmesi kendisinde ve zaman içinde ailesinde yarattığı bilinç düzeyinin yükselişi ile evliliğine kendisi karar verebilmektedir. Eğitim seviyesinin artışı ve bir anlamda bunun doğal uzantısı olan çalışma hayatına katılması ile çok eşlilik, evliliğe zorlanma, akraba evliliği, imam nikahı ile evlenme, töre cinayeti gibi istenmeyen olgulardan kendini koruyabilme gücünü bulabilmektedir. Diğer taraftan sağlık alanında, özellikle üreme sağlığı konusunda çok önemli gelişmeler sağlanmasına rağmen, özellikle kırsal kesimde kadınlar sağlık hizmetlerinden arzu edilen düzeyde yararlanamamaktadır. Ülkemizde her 12 dakikada 1 bebek ve her 12 saatte de bir anne önlenebilir nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir.

  1. GENÇLİK KATILIMI

Gençlik Katılımı, gençlerin yaşamlarını etkileyecek kararlarda yer almaları sürecidir. Bu süreç, eğitim, sağlık, yerleşim, istihdam ve demokratik katılım gibi alanları içermektedir. Gençlik katılımı ile ilgili olarak ifade edilebilecek ikinci alan ise Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’dır. Son yıllarda gençlerin bir bölümü –özellikle yükseköğretim gençliği- STK’larda gönüllü olarak yer almakta; sosyal, kültürel ve çevresel konulardaki çalışmalara katılmaktadırlar. Yetersiz düzeyde seyreden bu katılım biçimini de; aynı zamanda gençlerin kendileri ile ilgili kararlarda etkin olmalarını sağlayan bir katılım biçimi olarak ifade etmek mümkün değildir.  Gençlik alanında çalışan gönüllü kişi ve kuruluşların dahi, gençlik sorunlarının çözümü odaklı ortak bir paydada birleşememeleri; gençlik sorunlarının çözümü için bütüncül politikalar üretilmesinde ve sorunların çözümünde en önemli engellerden biridir.

  1. GENÇLİĞE ÖZGÜ KAMU HİZMETLERİ

Anayasamızın 58. maddesi uyarınca “Devlet, istiklal ve cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirler alır. Devlet, gençlerin alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri almakla” yükümlüdür. Ülkemizde, gençlik hizmetleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı, Gençlik Merkezleri, Gençlik Kampları, Kutlamalar Ve Kültürel Faaliyetler, Gençlik Kuruluşları, Gençlik Araştırma, Rehberlik – Danışma ve Uluslararası İlişkiler Şube Müdürlüğü şeklinde örgütlenmiştir. İller de ise, Gençlik Spor İl Müdürlüklerine bağlı Gençlik Merkezleri bulunmaktadır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün daha çok spor odaklı olarak yapılanması bu konudaki önemli sorunların başında gelmektedir. Bu konudaki bir başka önemli sorun ise, bu hizmetlerin tabana yayılamaması ile ilgilidir. Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın aktiviteleri büyük ölçüde merkezi düzeyde kalmakta; Gençlik Merkezlerinin faaliyetlerinden ise, daha çok kentte yaşayan ve eğitim kültür seviyesi görece daha yüksek olan gençler yararlanabilmektedir. Gençlikle ilgili sorunların yukarıda sıraladığımız sorunlardan ibaret olduğunu ifade etmek mümkün değildir. Ancak sayılan bu sorunlar, başlıca ve toplumsal etkileri bakımından önemli sonuçlar doğuran sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında sosyal, kültürel, psikolojik, ekonomik ve politik alanda ve daha birçok konuda önemli gençlik sorunları bulunmaktadır. Bunların bir kısmı – örneğin gençlik katılımı- hemen hemen tüm modern toplumların üstesinden gelmeye çalıştığı sorunlar iken; bir kısmı da – örneğin eğitim sorunları- daha çok ülkemize özgüdür. Birtakım sorunlar ise –örneğin töre cinayetleri- ülkemizin sadece belirli bir bölgesi için söz konusudur. Ülkemizde bütüncül bir gençlik politikasının varlığından söz etmek mümkün olmadığı gibi; gençlik politikalarının üzerine bina edileceği bilimsel bir sorun analizi de bulunmamaktadır. Öyle ki, Türkiye’de gençlik ile ilgili olarak yapılan iki önemli araştırmanın ikisi de bir takım yabancı kuruluşlar tarafından yapılmıştır. Çok önemli bulgulara ulaşılan bu çalışmalardan da yeteri kadar yararlanıldığı tartışma konusudur. Türkiye’de gençlik alanında çalışan STK’lar ve diğer gönüllü yapılanmalar arasında da ortak hareket ve yaklaşım birlikteliğinin bulunmadığı görülmektedir. Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olması görece bir avantaj olarak değerlendirilmektedir. Ancak -azalan oranda da olsa- artan ve gençleşen nüfus, beraberinde eğitim, sağlık, konut, istihdam gibi alanlarda bir takım yeni yatırım ihtiyaçlarını gündeme getirmektedir. Devlet tarafından sunulan gençlikle ilgili hizmetler, oldukça merkezileşmiş ve sportif hizmetlerin içerisinde kaybolmuş durumdadır. Hâlbuki gençler, sosyal, kültürel, sanatsal, psikolojik vb. alanlarda da yoğun bir biçimde Devletin desteğine ihtiyaç duymaktadırlar.

Hedef kitlenin sosyal uyum sürecine entegrasyonunu içeriden dışarıya doğru bir yönde gelişecek şekilde, öncelikle kendi benliğine, olaylara, topluma dolayısı ile hayata olumlu bir bakış açısı kazanması ve bunu üretken bir şekilde gerek kendi bireysel yaşamında ve gerekse toplumsal düzlemde faydaya dönüştürebilmesidir. Bu hedef kitlenin pasif birey konumundan aktif, girişimci birey konumuna geçişi ile sonlanmaktadır.

Sosyal ritim ve psikoterapi içerikli eğitimler ile ruhsal anlamda rahatlama yaşayan gençler, kendilerini ifade etmekte zorlanmaları veya ifade ederken fevri olmaları gibi görülen davranışların, bu yöntem ile enerjilerinin sağlıklı bir ortamda dışavurumu sağlanması amaçlanır. Aynı zamanda, gençlerin kişinin ruhsal, fiziksel, duygusal ve bilişsel yönlerini geliştirip, günlük yaşamda bağımsızlığı ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan, aynı zamanda kendilerine bakım, üretim ve boş zamanla ilgili faaliyetlerdeki güçlüklerle başa çıkmak için, gerekli olan becerilerin teşvik edilmesi, geliştirilmesi, yeniden öğretilmesi ve sürdürülmesini sağlar.

Değerler eğitimi kapsamında, bireyde şahsiyet inşası faaliyetinin (talim ve terbiye) ilk basamağı olan “insanın mahiyeti” sorunsalına, insanın sahip olduğu tüm yönlerini göz önünde bulundurarak (çift kutuplu tabiat) olumlu bir bakış açısı kazandırmak ve sorumluluk bilincini “severek ve gönüllüce” yapılacak eylem olarak algılama farkındalığı kazandıracaktır. Bu anlamda olumsuz hayat deneyimleriyle kendine ve diğer insanlara karşı saygısını kaybeden dezavantajlı grubun yanlış benlik, inanç kalıplarını ortadan kaldırıp kendisine ve başkalarına yönelik saygısını yeniden inşa etmesine katkı sağlanır.

Eğitim süreci boyunca hedef kitle ve gönüllü gençler arasında kurulacak olan köprü, hedef kitlenin dışarıdaki “öteki” algısını olumlu bir şekilde yeniden tanımlamasına, dolayısı ile sosyal uyum sürecine pozitif bir çerçeveden yorumlayabilmesine katkı sağlayacaktır. Gönüllülük bünyesinde projeye katkı sağlayan üniversite öğrencileri, hem kendi bireysel yaşantılarında sosyal uyuma ve dolayısı ile toplumsal, evrensel barışa hizmet etme yönünde farkındalıklarını arttıracak hem de toplumsal planda tabu olarak görülen ihmal ve istismar durumlarına karşı daha olumlu bir bakış açısı kazanmalarına öncülük edecektir. Eğitim içeriklerindeki faaliyetlerde ortaya çıkan bireysel, toplumsal ve doğaya karşı sorumluluk içerikli mesajlar, yine faaliyetler bünyesinde gerçekleştirilecek olan yürüyüşler, kapanışta yapılacak olan konser vb. uygulamalar ile halka duyurulup, bu konularda toplumsal bilincin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Proje, çıktılar göz önüne alındığında birçok kurum ve kuruluş için örnek olacak yenilikçi yöntemlere sahiptir. Özellikle sanatsal beceriler yanında, değerler, girişimcilik ve motivasyonel çalışmaların olması yenilikçi bir yaklaşımdır. Proje sahip olduğu ortak ve iştirakçilerinin bu kapsamda bakış açısını daha da geliştirerek onlara yönelik hizmet türlerini ve kalitesini en üst seviyelere çıkaracaktır. Proje sonuçları da dikkate alındığında elde edilecek bilgi ve tecrübeye dayanarak hizmetlerin geliştirilmesi sağlanacak ve deneme yanılma yöntemi kullanılmadan bir anlamda “Kanıta Dayalı Politika” yöntemi ile hem zaman hem de finans israfı olmadan istenilen hedeflere ulaşabileceklerdir.

Proje Ürünleri/Somut Çıktılar

  • Proje süresince 9 ana faaliyet gerçekleştirilecektir.
  • Projeden 14-24 yaş aralığında olan genç bireyler eğitim alacaktır.
  • Proje ile genç katılımcılar tarafından 8 başlıkta proje üretilip uygulanacaktır.
  • Proje süresince 5 farklı konuda toplam 10 adet kişisel gelişim seminerleri verilecektir.
  • Proje süresince farklı konukların katılacağı 5 kariyer buluşması gerçekleştirilecektir.
  • Proje süresince görünürlüğü sağlamak üzere 3.050 adet basılı materyal oluşturulacaktır.
  • Proje görünürlüğünü sağlamak üzere projeye özgü 1 adet internet sitesi kurulacaktır.
  • Proje süresince uygulanan proje örneklerine toplam 4 gezi sağlanacaktır.

 

 



    Yorum Yazın

    Ziyaretçi Sayısı : 255